Günümüzde çevre sorunları artık yalnızca çevre bilimlerinin alanıyla sınırlı kalmayıp çeşitli disiplinlerin araştırma konuları arasında yer almaya başlar. Edebiyat, insanın doğa üzerindeki egemenliğine ilişkin yüzyıllardır süregelen anlayışı sorgulayan ve türler arası eşitliğe dayalı bir yaklaşımı benimseyen ilk disiplinlerden biridir. Edebî metinler, okurlar arasında çevre bilincinin gelişmesinde önemli bir rol oynamakta ve edebiyat çalışmalarında çevreci bir bakış açısının oluşumuna katkı sunmaktadır. Bu bağlamda Türk edebiyatı, çevreci duyarlılığı yansıtan zengin bir eser geleneğine sahiptir ve İsmail Orhan Sönmez’in Tulliana adlı şiir kitabı bu duyarlılığın somut bir örneğini oluşturur. Anadolu Parsı İçin Şiirler alt başlığını taşıyan eser, nesli tükenme tehlikesi altında olan ve yüzyıllardır Anadolu’nun maddi ve manevi kültüründe önemli bir yere sahip bulunan Anadolu parsına odaklanmaktadır. Babasının etkisiyle çocukluğundan beri Anadolu parsına özel bir ilgi duyan şair, şiirlerinde bu türün yok oluş sürecinde insan faaliyetlerinin rolünü vurgulamakta ve insan eliyle gerçekleşen yıkımı ön plana çıkarmaktadır. Şair, insan ile bu tehdit altındaki tür arasındaki karmaşık ilişkiyi derinlemesine ele alarak türler arası eşitlik söyleminin temellerini atmaktadır. Böylece, insanmerkezci bakışı reddeden ve ekolojik adaleti savunan edebi yaklaşımların ortaya çıkışı dikkat çekici bir biçimde görünür hâle gelmektedir. Bu çalışma, edebi metinlerin hayvanları pasif ve insana bağımlı varlıklar olarak değil, başlı başına bilinçli özneler olarak temsil etme potansiyeline sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, Anadolu parsı yalnızca mitolojik ya da simgesel bir figür olarak değil; öfke, korku, direnç ve yas gibi duyguları deneyimleyebilen bilinçli bir varlık olarak betimlenmektedir.