Özellikle XX. yüzyılın ortalarından itibaren sosyal ve beşerî bilimlerde meydana gelen gelişmeler yeni paradigmaların ve bunlara bağlı yeni kuramların oluşmasını sağlamıştır. Yeni bir disiplin olarak son iki asırda ortaya çıkan halk bilimi de bu değişim ve gelişmelerden nasibini almıştır. Bu dönemde ortaya çıkan, sosyal ve beşerî bilimlerin birçok dalında etkin olarak kullanılan kuramlardan biri de Fransız filozof Jean Baudrillard’ın “simülasyon kuramı”dır. Baudrillard, kuramı aracılığıyla özellikle postmodern Batı dünyasının sistemini gerçeklik kavramı üzerinden tartışmaya açar. Geleneksel kültür ile gerçeklik arasındaki ilişkiye dair yeni fikirler getiren simülasyon kuramı kültür bilimi olarak da adlandırılan halk biliminde geniş bir kullanım alanına sahiptir. Güzel sanatlardan felsefeye kadar hemen her sosyal ve beşerî bilimde uygulanan ve büyük tartışmalara yol açan kurama karşı halk bilimcilerin sessiz kaldıkları görülmektedir. Hâlbuki simülasyon kuramı geleneksel halk bilimi ürünlerinin ve uygulamalarının yaratım, aktarım ve değişim süreçlerinin anlaşılması ve değerlendirilmesinde önemli bilgiler sunmaktadır. Bu nedenle bu çalışmada simülasyon kuramına göre halk bilimi ürünlerinin ve uygulamalarının yaratımı ve aktarımı sırasında yaşanan değişim ve dönüşümler ile yeni yaratılan kültürel ürünlerin geleneksel ürünlerle ve gerçeklikle olan ilişkileri ele alınmıştır. Bu bağlamda çeşitli kültür ortamlarında geleneksel olma iddiasıyla yeniden yaratılan halk bilimi ürünleri simülakr kavramı etrafında değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda halk bilimi ürünlerinin farklı kültürel ortamlarda geleneksel bağlamlarından koparılarak yeniden kurgulanıp göstergelere dönüştürüldükleri, ticari bir meta olarak kültür endüstrisinin bir aparatı hâline getirildikleri görülmüştür. Özellikle elektronik kültür ortamında yeniden üretilip aktarılan halk bilimi ürünleri simülakrlarla örülü hipergerçek bir evren yaratmıştır.