Türkiye gibi afet riski yüksek ülkelerde afetle mücadele politikalarının geliştirilebilmesi için toplumsal bellekte afetin nasıl muhafaza edildiğinin kavranması önem taşımaktadır. Folklor, toplumsal bellekteki fikirlerin kalıplaşarak muhafaza edildiği ve bu bilgilerin aktarılarak yaşamasına olanak sağlayan bir araçtır. Bu çalışmada, afet folkloru kavramı teorik bir çerçevede ele alınarak afetlerin toplumsal bellekte nasıl işlendiği, anlamlandırıldığı ve aktarıldığı incelenmektedir. Çalışma, konuyla ilgili oluşmuş yazılı literatür ve 2025 yılında Kahramanmaraş’ta yürütülen saha araştırmasında, yönlendirilmiş mülakat yöntemiyle elde edilen verilerin analiz edilmesiyle biçimlendirilmiştir. Afet folkloru, afet teması etrafında oluşmuş, belli kalıplar kazanarak sözlü aktarım yoluyla kuşaktan kuşağa aktarılan, toplumsal onay gören, esnek ve işlevsel niteliği ile taşıyıcı grubun ihtiyaçlarına yanıt veren, toplumsal krizler karşısında canlanarak yıkımın kolektif bellekte işlenmesini sağlayan, sanatsal iletişimsel süreçlerle biçimlenmiş geleneksel bilgi türü olarak tanımlanmaktadır. Halkın yaşadığı afet deneyimlerinin bir sonucu olarak ortaya çıkan bu bilgi, afetleri anlamlandırma, hatırlatma ve afetlerle baş etme stratejileri geliştirme işlevine sahiptir. Afet folkloru, folklorun geleneksel türlerinde geniş bir yelpazede kendini göstermektedir. Sözlü anlatı türleri kapsamında özellikle mit, efsane ve memoratlar, afet temasını belirgin şekilde işlemektedir. Deprem, volkanik patlama, tsunami gibi afetlerle ilgili mitik köken tasarımları ya da afet sonrası kurtarma çalışmalarını içeren efsaneler bu kategori içinde yer almaktadır. Konuşmalık türler arasında deyim ve atasözleri, afetten korunma ve önlem alma konularında geleneksel bilgiyi yansıtmaktadır. Âşıklık geleneğindeki destan, koşma ve semai biçimlerindeki ağıtlar, tarihsel felaketlerden günümüze kadar afet temasını işlemeye devam etmiş, bu alanda bir birikim oluşturmuştur. Depremin ön belirtileri ve hayvan davranışlarına yüklenen kehanetler de halk inançları olarak afet folklorunun başka bir bölümünü oluşturur. Afet folklorunun, yaşanan travmaları kabul edilebilir kılma, toplumsal dayanışmayı güçlendirme, kültürel belleği koruyarak deneyimleri yeni nesillere aktarma, afetlere karşı farkındalık uyandırma işlevlerini yerine getirdiği anlaşılmaktadır.