Bu çalışmada Avusturyalı şair-yazar Rainer M. Rilke’nin Duino Ağıtları’ndaki çocuk(luk) imgesi incelenmiştir. Rilke’nin, insanlık tarihinde çok yönlü travmatik bir kırılma noktasına karşılık gelen yüzyıl dönümünün başında, 1912-1922 yılları arasında kaleme aldığı on şiirden oluşan bu ağıtlar; ölüm, yaşam, aşk ana motifleri ekseninde insan(lık)ın varoluş sorunsalına odaklanır. Corpus’una, dünya şiirinin en etkileyici melek imgelerinin işlendiği bu şiir-dizisi, I. Dünya Savaşı’nın çıkmasıyla somutlaşan büyük bir krize, anlam ve değer yitimine bir tepki ve alternatif niteliği taşır. İnsanlık tarihine göndermelerle örülen ağıtların çok kodlu semantik dokusu içinde, çocukluğun özel bir yeri vardır. Çünkü o, insan(lık)ın kişisel ve insanlığın kolektif tarihinde belirleyici bir evreye karşılık gelir. Rilke’nin ağıtlarındaki çocuk(luk) imgesini analiz etmeyi amaçlayan bu çalışmanın hipotezi, buradaki çocuk(luk) imgesinin temelde insan varoluşunun ve insanlık durumunun aydınlatılması işlevi gördüğü şeklindedir. Çalışmanın yol haritası; çocuk(luk) kavramını açımlamak, bunun Rilke poetikasındaki yerini özlü biçimde değerlendirmek ve spesifik olarak ağıtlardaki açılımlarını çözümlemek biçiminde çizilmiştir. Disiplinlerarası bir nitelik taşıyan analizde, Jacques Lacan’ın psikanaliz kuramı ile Giorgio Agamben’in tarih felsefesi temel alınarak yazar/metin/okur/bağlam odaklı inceleme yöntemlerinden yararlanılmıştır. Çalışmanın hipotez-amaç denklemi doğrultusunda belirlenen eklektik çoğul okuma modeliyle yapılan analiz sonucunda, Lacancı psikanalizin perspektifinden okunduğunda, henüz babanın dilsel düzenine girmemiş olan çocuğun, simgesel düzeni oyan/yaran derin bir imgesellik alanı açarak annenin simgelediği imgesel düzene karşılık geldiği ve bu hâliyle poetik açıdan ‘anlatılamayan’ı imlediği bulgulanmıştır. Agamben’in felsefesi açısından okunduğunda ise, infantile olarak çocukluğun, insanın tarihsel-aşkınsal boyutunu simgelediği ve ağıtların corpus’unu, yaşayanlar (görünen) ile ölüler (görünmeyen) dünyası arasındaki diyalojizme yerleştirdiği saptanmıştır. Dolayısıyla ağıtlardaki çocuk(luk) imgesinin, insanın varoluşuna ayna tutmasının yanı sıra, poetik üretimin de motoru olduğu ortaya çıkarılmıştır.