Ekokurgusal Okuma: Cengiz Aytmatov’un Romanlarında Dolanıklık, Ekolojik Şiddet ve Yas
(Ecofictional Analysis: Entangled, Ecological Violence and Grief in the Chingiz Aitmatov’s Novel
)
|
Yazar
|
:
Gökşen Yıldırım
|
|
|
Türü |
:
Araştırma Makalesi
|
|
Baskı Yılı |
:
2026
|
|
Sayı |
:
127
|
|
Sayfa |
:
751-778
|
|
|
Özet
Bu çalışmada ekokurgunun genel hatları belirlenerek ekoeleştirinin önemi ortaya konmaya çalışılmış; Aytmatov’un posthümanist bir yazar olduğu ve romanlarının ekokurgu örneği olarak okunabileceği iddiasından hareketle de Aytmatov’un romanlarında dolanıklık, ekolojik şiddet ve ekolojik yasın izi sürülmüştür. Ekokurgu, insanı ve insan olmayanları dolanık bir ilişkisellik içerisinde kurgulayan ekoeleştirel bir türdür. İnsanı diğer türlerle birlikte doğanın bir parçası olarak gören, doğayı ve ona ait unsurları da korkulacak ya da fethedilecek metalar olarak değerlendirmeyen bu tür, posthümanist bir etik geliştirir. Böylece türe uygun metinlerde insan menfaati idealize edilmez, doğa unsurlarına eşit ve adil bir temsil imkânı sunulur. Kuantum dolanıklık, ekokurgunun en güçlü dayanaklarından birini oluştururken insanın insan olmayana uyguladığı şiddet, bu dolanıklık içinde anlatının trajiğini oluşturur; acı, ölüm, keder ve yasın niteliği, insan olmayanların da göz önünde bulundurulduğu geniş bir perspektif içine yerleştirilir. Türk dünyasının önde gelen yazarlarından Cengiz Aytmatov, gerek hikâyelerinde gerekse romanlarında –animist ve Şamanist anlatılarıyla– “ekolojik” ötekilerin sesini güçlü bir şekilde duyurur, Antroposen Çağı’nın eleştirisini yapar ve çevresel bir faile dönüşen insana yeryüzünü anlamaya yönelik kadim ekolojik bilgileri hatırlatarak bu uyarıyı “kendine dönüş” çağrısına çevirir. Aytmatov anlatılarında insan ile çevre arasındaki posthümanist dolanıklık dikkati çeker. Yazarın özellikle romanlarında, insan ve insan olmayanların kaderlerinin ayrılmaz bir şekilde iç içe geçtiği simbiyotik bir varoluş tasvir edilir. Bu dolanıklık içinde yazar, ekoetik bir ihtimamla insan olmayanların kırılganlığına yönelerek türcülüğün hiyerarşisini kırar; “başka”nın acısını, yasını ve hafızasını kayıt altına alır.
Anahtar Kelimeler
Cengiz Aytmatov, ekokurgu, dolanıklık, ekolojik şiddet, ekolojik yas
Abstract
This study aims to show the main lines of eco-fiction and how Aytmatov’s works can be read as examples of this genre. It highlights the ideas of ecological interconnection, ecological violence, and ecological mourning found in his novels. Ecofiction is a type of literature that builds stories around the relationship between humans and non-humans within nature. It sees humans as part of nature, together with other species, and not as beings who dominate or exploit nature. Instead, it promotes an ethical understanding that values nature not as something to be conquered or turned into products, but as something to live in harmony with. In this way, it develops a posthuman perspective where humans are not idealized, and equality between nature and humans becomes possible. In this ecofictional approach, the boundaries between humans and non-humans become blurred; suffering, pain, death, and grief are shared experiences that include all beings. Cengiz Aytmatov, one of the leading authors of the Turkic world, reflects this ecological way of thinking in his novels. Through his stories, he expresses animist and shamanistic elements and brings attention to “ecological” relationships between humans and other beings. He criticizes the Anthropocene era and reminds us of ancient ecological wisdom, calling for a “return to oneself.” In his narratives, Aytmatov draws attention to the entanglement between humans and nature, showing how their destinies are intertwined. This deep connection creates a symbiotic relationship that reflects an ecological way of existing. Within this entanglement, the writer breaks the hierarchy that places humans above other beings. He gives importance to the pain, grief, and memory of the non-humans as well.
Keywords
Chingiz Aitmatov, ecofiction, entanglement, ecological violence, ecological grief